Makaleler

İş sözleşmesi karşılıklı iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olmakla, işçi üzerine işverenle rekabet etmeme borcunu yüklemiştir. İşçinin işverenle rekabet yasağı, iş sözleşmesi sırasında ve iş sözleşmesi sona erdikten sonra iki şekilde gerçekleşmektedir. Konu hakkında yasal düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 396. maddesi, “İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez.”  Düzenlemesi ile işçi iş sözleşmesi devam ederken, işçinin işveren ile rekabette bulunamayacağını ifade etmiştir.  

Anayasa’nın 48. maddesi işçinin çalışma ve sözleşme yapma özgürlüğüne sahip olduğunu ifade etmektedir. Bu madde uyarınca iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin rekabet yasağı ile bağlı olması, ilk etapta Anayasa’ya aykırılık teşkil ediyormuş gibi gözükse de kanunun izin verdiği usulde belli somut şartların gerçekleşmesiyle, iş sözleşmesi sona erdikten sonra düzenlenen rekabet yasağı geçerlilik arz edebilecektir. 

İş Sözleşmesi Sona Erdikten Sonra Rekabet Yasağı Şartları

İş sözleşmesi sona erdikten sonra işveren lehine rekabet yasağı düzenlenmesini Türk Borçlar Kanunu’nun 444. maddesinde ifade edilmiştir. İşçinin rekabet yasağı sözleşmesi yapabilmesi için ilk şart işçinin fiil ehliyete sahip olması gerektiğidir. Kanun koyucu ayrıca rekabet yasağı sözleşmesinin yazılı olarak yapılması gerektiğini koyarak geçerlilik koşulu getirmiştir. 

1)Rekabet yasağı konusu iş 

Kanun koyucu ancak belirlenen iş alanları kapsamında iş gören işçiler için rekabet yasağı sözleşmesi yapılabileceğine imkân vermiştir. Konu hakkında Türk Borçlar Kanunu’nun 444. maddesinin 2. fıkrası, “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” şeklinde düzenleme getirmiştir. İlgili madde uyarınca, işçinin görmekte olduğu iş işçiye, işverenin müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin işleri hakkında bilgi edinme imkânı vermesi gerekir. Ayrıca bu bilgilerin kullanılması işveren aleyhine önemli bir zarara sebebiyet vermesi gerekmektedir. 

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2018/2306 Esas , 2019/3876 Karar sayılı kararında, “….Yasa hükmüne göre, rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için aranan tek şart hizmet ilişkisinin işçiye işverenin üretim sırlarına nüfuz etme imkanı sağlaması olmayıp, yapılan işin işçiye işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlaması halinde dahi rekabet yasağı kaydının geçerli olacağı kabul edilmektedir. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davalının davacıya ait iş yerinde hat sorumlusu olarak çalışmış olduğu, iş tanımına göre, işverence üretilen formüllerin doğru olarak uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmek gibi görevlerinin bulunduğu, davalı işçi tarafından yapılan işin işverenin üretim sırlarına nüfuz etme imkânı sağlamaya elverişli olduğu gibi, yapılan işin niteliği hakkında da bilgi edinmeye imkân sağladığı anlaşılmaktadır.” şeklinde karar vererek işçinin sadece üretim sırlarına nüfuz etme imkânına sahip olmasının rekabet yasağı sözleşmesi imzalanması için yeterli görmemiştir. Ayrıca yapılan işin işçiye işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması gerekmektedir. Aksi takdirde taraflar arasında yapılan rekabet yasağı sözleşmesi geçerli olmayacaktır. 

Rekabet yasağının ihlal edilmesi için işçinin, işverenden edindiği bilgileri kullanarak işvereni somut bir zarara uğratması gerekmez. İşçinin zarar vermemekle birlikte, zarar tehlikesi yaratacak şekilde bir faaliyette bulunması, yasağın ihlali anlamına gelmektedir. Yani, yargılama sırasında işveren zarara uğrama tehlikesinin varlığını ispat ederek, işçinin rekabet yasağında bulunduğunu kanıtlamış olacaktır. 

2)Rekabet yasağının kapsamı 

İşçinin gördüğü iş rekabet kaydı kapsamına girebiliyorsa, iş sözleşmesi sona erdikten sonra hangi fiilleri işlemeyeceği taahhüdünde bulunacağı Türk Borçlar Kanunu’nun 444. maddesinin 1. fıkrasında, “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. İşçi böylece iş sözleşmesi sona erdikten sonra herhangi bir şekilde işverenle rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka rakip bir işletmede çalışmaktan veya bunların dışında rakip işletmeyle başka türden menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı taahhüt etmiş olmaktadır. 

3)İşçinin rekabet yasağıyla bağlılığı

İşçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra rekabet yasağıyla bağlı kalması için iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı bir neden olmaksızın veya işverene yüklenebilen bir sebeple işçi tarafından feshedilme hali dışında sona ermesi gerekmektedir. Örneğin; işveren ekonomik nedenlere dayanıp işçinin iş sözleşmesini sona erdirirse, işçi rekabet yasağına bağlı kalmayacaktır. Çünkü işveren kanundan sayılan haklı nedenler dışında iş sözleşmesini feshetmiştir.  İşçi açısından örnek verilecek olursa eğer, işverenin kusurlu davranışı sonucu işçi iş sözleşmesini haklı nedenle feshederse, işçi rekabet yasağına bağlı kalmaktan kurtulmuş olacaktır. 

4)Rekabet yasağının sınırlandırılması 

Kanun koyucu işçinin anayasal hakkı olan çalışma ve sözleşme kurma özgürlüğünün aşırı bir şekilde ihlal edilmesini önlemek için rekabet yasağını süre ve şartlar yönünden sınırlama yoluna gitmiştir. Konu hakkında yasal düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 445. maddesinin 1. Fıkrası, “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz.” şeklindedir. İlgili madde işçinin ekonomik geleceğini ihlal edecek şekilde rekabet yasağının yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceğini belirtmiştir.  İşçinin her türlü işte çalışmasını engelleyecek ya da çok geniş bir alanda coğrafi bir yasaklama getirecek bir anlaşma bu sınırın aşılması olarak değerlendirilecektir. 

Türk Borçlar Kanunu’nun 445. maddesinin 2. fıkrası hâkime tüm durumları serbestçe değerlendirme hakkı vererek aşırı bir şekilde işçiyi sınırlandıran anlaşmaların kapsamını daraltabileceği gibi rekabet yasağını tümden geçersiz de kılabilecektir. Örneğin, rekabet yasağı kanuni süreyi aşacak bir şekilde, 2 yılın üzerinde belirlenmişse hakim bu sürenin sınırlandırması için karar verebilecektir. Bir başka örnek verecek olursak, rekabet yasağı kapsamında işçinin çalışma hürriyetini etkileyecek biçimde coğrafi alanının geniş tutulması durumunda hakim bu yasağa müdahale edebilecektir. 

Hâkim ayrıca rekabet yasağının aşırı olup olmadığını belirlerken, işverenin işçinin rekabet etmemesi karşılığında karşı edim taahhüdünde bulunup bulunmadığını dikkate alacaktır. Mesela, iki yıllık sürenin uzun olduğu bir uyuşmazlıkta işveren tarafından verilen uygun bir karşı edim taahhüdünde bulunulmuşsa, hakim bu sürenin geçerli olduğunu kabul edebilecektir. Karşı edimin varlığı rekabet yasağının fahiş olup olmadığı değerlendirilmesinde göz önünde bulundurmuş olacaktır. 

5)Rekabet yasağına aykırılığın hükümleri 

Rekabet yasağını ihlal eden işçi, işverenin uğradığı zararı karşılamakla yükümlüdür. Ancak uygulamada işverenin uğradığı zararı hesaplamak zor olacağından, örneğin işverenin ne kadar kayba uğradığı belirlenemeyebilir, rekabet yasağına aykırılık durumunda cezai şart belirlenmektedir. Bu cezai şartın miktarı genel kurala uygun olarak fahiş olması durumunda, hâkim tarafından indirilebilir. Ayrıca işçinin rekabet yasağına uygun davrandığı dönemde cezai şartın indirilmesi gerekmektedir. 

6)Rekabet yasağının sona ermesi 

Rekabet yasağı, işverenin bu yasağı sürdürülmesinde gerçek bir yararın olmadığı belirlenmişse sona erer. Örneğin, işverenin iştigal konusu ettiği işi değiştirmesi durumunda rekabet yasağının sürdürülmesinde bir menfaatinin olmadığı kabul edilmelidir. 

 

Rekabet yasağının, iş sözleşmesi haksız bir şekilde feshedilirse başlamadan sona ereceğini kabul etmek gerekmektedir. Ayrıca işçi kararlaştırılan cezai şart miktarını öderse, rekabet yasağı sona ermiş olacaktır. Ancak genel kurala uygun olarak, işveren cezai şartı aşan zarara uğramışsa bunu ispatlayarak işçiden talep edebilecektir. 

 

Paylaş
Yorumlar
Yorum Yap
© Tüm Hakları Saklıdır 2021 | Coşkun & Yıldırım Hukuk Bürosu