Makaleler

İşçinin iş görme borcu kapsamında, işverene karşı fazla çalışma hariç en fazla 45 saat çalışma borcu bulunmaktadır. İşçinin işverene karşı çalıştığı süreler belirlenirken çalışmaya dahil edilen süreler, kanunen belirtilmiş ayrıca hangi sürelerin çalışma süresinden sayılmayacağı ifade edilerek işçinin alacağı ücret hesabı yapılırken belirleyici bir kriter olmuştur.

Çalışma süresi kavramı İş Kanunu’nda açıklanmamış ancak Çalışma Süreleri Yönetmeliği’nin 3. Maddesi, çalışma süresi kavramını “Çalışma süresi, işçinin çalıştığı işte geçirdiği süredir. İş Kanunu’nun 66. maddesinin birinci fıkrasındaki sürelerde çalışma sürelerinden sayılır.” şeklinde ifade etmiştir. Kural olarak işçinin, işyerinde geçirdiği süreler çalışma süreleridir. Ancak bazı süreler işçi çalışmasa bile çalışma süresinden sayılmış, bazı süreler de çalışma süresinden sayılmamıştır. 

Çalışma Süresinden Sayılan Durumlar

İş Kanunu’nun 66. maddesi “Hangi durumda işçi fiilen çalışmasa bile haftalık çalışma süre hesabı yapılırken, işçinin çalışmış sayılacağını düzenlemiştir”. Taraflar sözleşme kurulurken işçi lehine, hangi sürelerin çalışma sürelerinden sayılacağını belirleme hakkına sahiptir. Örneğin; bazı toplu iş sözleşmelerinde sigara molası, çay molası gibi sürelerin çalışma süresinden sayılacağı kararlaştırıldığı görülmektedir.

1) İşçinin işe hazır halde beklediği süre

İşçinin işinde ve her an iş görmeye hazır halde bulunmakla beraber çalıştırılmaksızın, çıkacak işi bekleyerek geçirdiği süreler, işçi fiilen çalışmasa bile kanun gereği çalışma süresinden sayılmıştır. Örneğin; garsonun veya tezgahtarın müşteri gelmesini beklemesi, şoförün kamyonun yüklenmesini beklemesi gibi işçinin fiilen çalışmaması, bu sürelerin de çalışma süresinden sayılacak olmasıdır. Belirtmek gerekir ki, bu durum sadece işin niteliğinden değil, mal veya hizmet üretimi kesintiye uğradığı zamanda gündeme gelecektir. Mesela, işveren arıza nedeniyle çalıştırdığı işçisini işyerinde tutmak yerine evine göndermişse, çalışma süresinin bitimine kadar evinde geçirdiği süre iş süresinden sayılır.

2) Yer ve sualtına inip çıkmak için geçen süre

Bazı işçiler madenlerde, taş ocaklarında yahut her ne şekilde olursa olsun yeraltında veya su altında çalışmaktadır. Bu tarz yerlerde çalışan işçilerin kıyılara, dehlizlere veya asıl çalışma yerlerine inmeleri ve çalıştıkları yerlerden çıkmaları için belli bir süre geçmesi gerekmektedir. İşin niteliğinden kaynaklanan bu süreler işçi aleyhine olarak işçi fiilen çalışmıyor gerekçesiyle çalışma süresine dahil etmemek, ahlaka ve vicdana aykırılık teşkil edecektir. Bu yüzden İş Hukuku kanuni bir korumayla, bu süreleri çalışma sürelerine dahil ederek işçi lehine bir hüküm getirmiştir. Ancak maddenin kapsamı yer veya sualtında çalışan tüm işçileri kapsarken, yüksek irtifa gereken işler bu madde kapsamına dahil edilmemiştir. Amaçsal yorum yaparak; yüksek köprü inşaatı ya da rüzgar tribünü inşaatları da bu madde kapsamına dahil edilmelidir.

3) Emzirme izni süresi

İş Hukuku, gebe ve anne kadınlar için birçok özel düzenleme getirmiştir. Bu düzenlemelerden biri de, çocuk emziren kadınların çocuklarına süt vermek için belirtilen süreyi, çalışma süresine dahil edilmesidir. İş Kanunu’nun 74. maddesinin son fıkrasında; kadın işçiye, çocuğu bir yaşına gelinceye kadar her gün bir buçuk saat emzirme izni verilmesi gerektiğini düzenlemiştir. Kadın işçinin, bir buçuk saat çocuğunu emzirmek için belirlenen günlük saati, çalışma süresinden sayılmıştır.

4) Yolda geçen süreler

   a. Çalışmak üzere gönderme halinde

İşverenler, iş görme borcu altında olan işçilerin işin niteliğinden veya başka bir sebepten dolayı işçilerini, işyerinin dışına çalışmak üzere gönderebilmektedir. Bu sebeple kanun, işçilerin işveren tarafından başka bir yerde çalıştırılmak üzere gönderilmeleri halinde, yolda geçen sürelerin iş süresinden sayılması gerektiğini ifade etmiştir. Örneğin; yolda kaza geçiren aracın tamiri için gönderilen işçinin, aracın bulunduğu mahale giderken yolda geçirdiği süre çalışma süresinden sayılacaktır.

   b. Çalışılacak yere birlikte taşıma süresi

İşin niteliği gereği işçilerin toplu olarak getirilmesi ve götürülmesi gereken çalışmalarda işçinin işi görmek için götürüldüğü alana gidiş ve geliş süresi çalışma süresinden sayılmıştır. Konu hakkında düzenleme getiren İş Kanunu’nun 66. Maddesinin 1. Fıkrasının (f) fıkrası “Demiryolları, karayolları ve köprülerin yapılması, korunması ya da onarım ve tadili gibi, işçilerin yerleşim yerlerinden uzak bir mesafede bulunan işyerlerine hep birlikte getirilip götürülmeleri gereken her türlü işlerde bunların toplu ve düzenli bir şekilde götürülüp getirilmeleri esnasında geçen süreler” şeklinde ifade etmiştir.

Yukarıda ifade edilen madde kapsamına girmek için işyerinin maddede ifade edildiği gibi; demiryolu, karayolu gibi yerleşim yerinden uzak olan ve toplu ulaşım araçlarıyla ulaşımının zor olduğu yerlerde bulunması gerekmektedir. Özellikle bu tür taşıma, işçi için sosyal yardım amaçlı yapılan taşımalardan ayrılması gerekmektedir. Temel nokta, bu taşımanın yapılması işin niteliğinden kaynaklıyor olmasıdır.

5) İşverenin talimatıyla gönderme halinde asıl işini yapmaksızın geçen süre

İş Kanunu’nun 66. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi, “İşçinin işveren tarafından başka bir yere gönderilmesi veya işveren evinde veya bürosunda yahut işverenle ilgili herhangi bir yerde meşgul edilmesi suretiyle asıl işini yapmaksızın geçirdiği süreler” şeklinde düzenleme getirmiştir.  İşverenin talimatı sonucu, asıl işini yapmak için bir yere gönderilen işçinin o işi icra edebilmek için geçirdiği süreler çalışma süresinden sayılmıştır. Ayrıca kanun maddesi, işçinin iş görmek için gönderildiği yer ifadesini açarak işçinin evinde veya bürosunda geçirdiği süreyi de çalışma süresinden sayılması gerektiğini ifade etmiştir. Burada temel nokta, işçinin işveren tarafından herhangi bir iş ile meşgul edilmesidir. Kanun, bu meşguliyet sırasında geçirilen sürelerin iş süresinden sayılmasını hükme bağlamıştır.

6) İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinde geçen süreler

İşverenlerin, işçiler için ayarlanan iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri için işyeri dışında veya içinde geçirdikleri sürenin de çalışma süresinden sayılacağını, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’nin 8. maddesinde hükme bağlanmıştır. 

Çalışma Süresinden Sayılmayan Haller

1) Sosyal yardım amacıyla işyerine götürülme süresi

İş Kanunu’nun 66. maddesinin 2. fıkrası, “İşin niteliğinden doğmayıp da işveren tarafından sırf sosyal yardım amacıyla işyerine götürülüp getirilme esnasında araçlarda geçen süre çalışma süresinden sayılmaz.” şeklinde düzenleme getirmiştir. Uygulamada işverenler işçilerin işe gidiş gelişlerini servis aracılığıyla sağlayabilmektedir. Ancak bu sosyal yardım amacıyla işçilere sağlanan bir durumdur. Kanun işin niteliğinden kaynaklanmayan sadece sosyal yardım amaçlı yapılan taşımalarda geçen süreleri çalışma süresinden saymamıştır.

2) Ara dinlenme süresi

Kanun koyucu, işçilerin iş görme faaliyetleri boyunca mental ve sağlık durumlarını gözeterek günlük çalışılan saate göre belli bir süre ara dinlenme süresi verilmesini hükme bağlamıştır. Dört saat veya daha az süre çalışan işçilere on beş dakika, dört saatten fazla ancak yedi buçuk saate kadar olan çalışmalarda yarım saat, yedi buçuk saatten fazla çalışan işçilere bir saat ara dinlenme verilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu süreler işçiye aralıksız olarak verilmelidir. Ancak bu süreler çalışma süresinden sayılmayacaktır. Uygulamada yasal dinlenme süresine ek olarak kararlaştırılan ek dinlenme süreleri aksi kararlaştırılmamışsa çalışma süresinden sayılmayacaktır.

3) İşe hazırlık süreleri

İşçi işyeri sınırlarına girdikten sonra işin niteliğinden veya işyerinin niteliğinden dolayı iş görmeye başlayıncaya kadar belli bir süre geçebilmektedir. Mesela işçi işe girerken veya çıkarken duş alması gerekebilir ya da elbiselerini çıkartması gerekebilir. Bu tür işe hazırlık sürelerinin çalışma süresinden sayılamaması kabul edilmelidir. Bazı işyerleri servis aracıyla işçilerin gelmesini sağlamaktadır. Böylece işçilerin, servis aracından inip işinin başına geçene kadar devam eden sürenin de çalışma süresi olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir.

4) İş sağlığı ve güvenliği eğitimi dışında verilen eğitimler

İşveren, görülen işin işçiler tarafından öğrenilmesi, bilgi artırımının sağlanması ya da işe yatkınlığının artması gibi nedenlerle işçilere eğitim verebilmektedir. Bu işler genelde ya işçi işe başlamadan oryantasyon şeklinde ya da işçinin yeni bir kadroya geçmesi veya yetiştirilmesi amacıyla verilmektedir. Mesela; yabancı dil eğitimi, bilgisayar programı eğitimi gibi eğitimler buna örnek verilebilecektir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2007/1129 Esas, 2007/39176 Karar sayılı kararında, “Davacı, kursta geçen sürelerin fazla çalışma olarak kabul edilmesini ve bu süreye ait ücretlerin fazla çalışma ücreti olarak hesaplanıp ödenmesini talep etmiş, mahkemece davacının bu isteği hüküm altına alınmıştır. Kursta geçen sürede üretime yönelik bir çalışma yapılmamış, kursta alınan bilgilerden davacının mesleki yeteneği gelişmiş ve işçi lehine sonuçlar elde edilmiştir. Bu nedenlerle kursta geçen sürelerin fazla çalışma olarak değerlendirilip işçi lehine fazla mesai ücreti olarak hükmedilmemelidir.” şeklinde karar vererek bu tarz eğitimlerin işçinin bilgi ve performansını artırmak amacıyla yapıldığını, işçinin herhangi bir üretim faaliyetinde bulunmadığını ve bu sebeple de bu eğitimlerin fazla çalışma olarak kabul edilmemesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu karar işçinin bu tarz kurslarda geçirdiği sürenin fazla çalışma olarak değerlendirilmeyeceği yönündedir. Yani iş sağlığı ve güvenliği eğitimi dışında verilen eğitimler çalışma süresi kabul edilecek ancak fazla çalışma hesabına dahil edilmeyecektir.

 

Paylaş
Yorumlar
Yorum Yap
© Tüm Hakları Saklıdır 2020 | Coşkun & Yıldırım Hukuk Bürosu