Makaleler

İşveren, işyerinde yürütülen tüm işlerini kendi işçilerini istihdam ederek yerine getirmesi  işveren açısından güç bir durum oluşturabilmektedir. Bunun üzerine işverenler kendi işyerlerinde belli işlerin görülmesi amacıyla, başka işverenle anlaşarak o işverenin işçileriyle belirlenen hizmeti dışarıdan sağlamaktadırlar.

İş Kanunu, yukarıda ifade edilen durumda işverenlerin bu durumu suiistimal etmelerini önlemek ve işçiyi korumak için asıl-alt işveren ilişkisine çeşitli düzenlemeler getirmiştir. Bu ilişkiyi düzenleyen İş Kanunu’nun 2. maddesinin 6. fıkrası; “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle, uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran, diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir.”  şeklindedir. 

Asıl İşveren - Alt İşveren İlişkisinin Kurucu Unsurları

 

1. Birden fazla işveren bulunması 

 

Asıl işveren alt işveren ilişkisinin oluşması için iki tarafın da işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşun mevcut olması gerekmektedir. Örneğin, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde müteahhit ile arsa sahibi arasındaki ilişki, asıl işveren alt işveren ilişkisi kapsamına girmeyecektir. Çünkü arsa sahibi burada işveren kapsamında değildir.

2. Bir işverenin, diğer işverenin işyerinde görülen işi/işleri alması

Alt işveren bu ilişkide başka bir işverenin, işyerinin sınırları içerisinde kendi işçilerini göndererek başka işyerinde görülen işin görülmesini sağlamaktadır. Örneğin, işveren işçilerin yemek ihtiyacının karşılanması için işyeri yakınındaki restoran ile anlaşıp işçilerin burada öğle yemeği yemesini temin ederse, işverenin kendi işyerinde bu hizmeti sağlanmaması sebebiyle işveren ile restoran sahibi arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulamayacaktır.

3. Alınan işin işyerindeki mal veya hizmet üretimine ilişkin bir iş olması

Asıl işveren alt işveren ilişkisinin kurulabilmesi için alt işverenin sadece asıl işverenin işyerinde iş görmesi yeterli değildir. Ayrıca asıl işyerinde görülen mal veya hizmet üretimine ilişkin bir iş olması koşulu aranmaktadır. Örneğin, beyaz eşya fabrikasında işyerinin genişletilmesi; işi beyaz eşya üretimi veya hizmetine ilişkin iş olmadığı için burada asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmamaktadır.

4. İşi alan işverenin, işçilerini sadece işlerini aldığı işyerinde çalıştırması

Alt işverenin işçilerini sadece asıl işverenin işyerinde çalıştırması gerekmektedir. İşçiler eğer sadece asıl işverenin işyerinde çalışmıyorsa, asıl işveren alt işveren ilişkisinin olduğu ifade edilemeyecektir.

5. Asıl işveren ile alt işveren arasındaki sözleşmenin niteliğinin belirleyici olmaması

Taraflar kendi aralarında kurduğu sözleşme niteliği kapsamında bu sözleşmeyi nasıl adlandırdıkları ile değil yukarıdaki ifade unsurlarını taşıyıp taşımadığına göre belirlenecektir. Eğer yukarıdaki şartlar iki taraf açısından da sağlanıyorsa asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmuş sayılacaktır.

6.  Alınan işin umuma yönelik olarak gerçekleştirilmesi

Alt işveren, asıl işverenden aldığı işi sadece asıl işverene karşı yerine getirmelidir. Eğer umuma açık bir hizmet vermiş olursa; var olan ilişki asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak görülmeyecek, kira veya benzeri bir ilişki olarak görülecektir.

Asıl İşveren - Alt İşveren İlişkisinin Hukuka Uygunluk Koşulları

Pek tabii asıl işveren alt işveren ilişkisi şeklinde tesis edilen her ilişki hukuka uygun olmayabiliyor. Bu aşamada bu ilişkinin hukuka aykırı gelen durumları incelenecek ve asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olacağı kabul edilecektir.

1. Alt işveren verilebilecek işlere ilişkin kısıtlama

İşyerinde yürütülecek alt işveren ilişkisinin hukuka uygun sayılabilmesi için alt işverene tevdi edilen işin ya işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerden biri olması ya da asıl işin bir bölümünde, işletmenin ve işin gereği teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerden biri olması gerekmesidir.

Kanun, koyucu işyerinde görülen temel işin alt işverene verilmesini hukuka aykırı görmüştür. Ancak işyerinde görülen mal ve hizmet üretimine ilişkin, yardımcı işlerin verilmesinin önünü açmıştır. Örneğin, işyerindeki yemek hizmetleri ya da güvenlik hizmetleri, o işyerinde görülen temel iş olmamasına rağmen o temel işin görülmesine yardımcı iş olarak alt işverene verilebilecektir. Asıl işveren bu yardımcı işlerin tümünü alt işverene vermek zorunda değildir. Yardımcı işlerin bir kısmını bile devretse alt işveren ilişkisi hukuka uygun olacaktır. Örneğin, işyerinin dış güvenliği alt işverenin işçileriyle görülebilecekken, kritik yerlerin güvenliğini asıl işveren kendi işçileriyle sağlayabilecektir.

Temel işin, alt işverene verilemeyeceği kuralının tek istisnası; bu temel işin bir bölümünü işletmenin veya işin gereği teknolojik nedenler uzmanlık gerektiriyorsa burada tesis edilen alt işveren ilişkisi hukuka uygun kabul edilecektir. Örneğin, engelliler için tesis kurması işi, belediyenin temel işi olduğu ancak uzmanlık gerektirdiği sebebiyle alt işverene verilebileceğinin kabulü gerekmektedir.

2. Alt işverenin o işte çalıştıracağı işçilere ilişkin sınırlama

Asıl işveren nezdinde çalışan işçi, asıl işveren tarafından sırf maliyetleri azaltmak amacıyla alt işveren işçisi olarak çalıştırılmaya başlatılırsa, kanun koyucu tarafından yasaklanır. İş Kanunu’nun 2. maddesinin yasakladığı temel düzenleme, asıl işveren işçisinin alt işveren işçisi olarak çalıştırmak değildir. İşçinin bu şekilde çalıştırılarak asıl işveren nezdindeki haklarının kısıtlanmasıdır. İşçi lehine getirilen düzenleme, eğer işçi asıl işverenden ve alt işveren tarafından herhangi bir hak kaybına veya kısıtlamaya tabi olmadan çalıştırılmaya devam ediyorsa burada hukuka aykırı bir ilişkiden bahsedilmeyecektir.

3. İşin verileceği alt işverene ilişkin sınırlama

Uygulamada işverenler daha önce çalıştırdıkları işçiler üzerinden yapay bir alt işverenlik ilişkisi kurarak sanki o eski işçisi işverenmiş gibi davranıp, alt işveren nezdinde çalışan işçilerin tüm hak ve yetkilerini kendileri belirleyebilmektedir. Bu şekilde kurulan alt işveren ilişkisi yasaklanmıştır çünkü eski işçi üzerinden kurulan alt işveren ilişkisinde o eski işçi hiçbir zaman gerçek anlamda işveren olmamaktadır. Ancak daha önce çalışan işçinin, tüzel kişi şirketinin ya da adi ortaklığın hissedarı olması sonucu  asıl işverenle alt işverenlik ilişkisi kurmasına izin verilmiştir. Çünkü bu örnekte; asıl işveren ile alt işveren ilişkisi kuracak işçi, birbirini tanımakta ve bu güven ilişkisine dayanarak anlaşmak istemektedirler.

4. İlişkinin işçi kiralama görünümünde olması

Alt işveren, işyerinde görülecek belirli bir işi görmek için asıl işverenle anlaşmaktadır. Eğer asıl işveren genel bir işçi alımında bulunup sonra bu işçiyi, işyerinin farklı bölümlerinde kullanmak isterse bu geçici iş ilişkisi kapsamına girmekte ve asıl işveren alt işveren ilişkisinden ayrılmaktadır.

5. Kanuna aykırılık oluşturabilecek diğer haller

Kamusal yükümlülüklerden kaçınmak, işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi veya çalışma mevzuatı kaynaklı haklarını kısıtlamak ya da ortadan kaldırmak gibi tarafların gerçek iradelerini gizlemeye yönelik işlemleri de muvazaa kapsamında değerlendirmek gerekmektedir. Ayrıca Yargıtay, asıl işverenle alt işveren ilişkisinde müdahaleci hükümlerin bulunmasını yani ücret artışları, işçi seçimi, feshin asıl işverenin onayı ile gerçekleşeceği benzeri hükümlerin asıl işveren tarafından belirlenmesini, ortada gerçek anlamda tek bir işveren olduğunu ve bu ilişkinin hukuka uygun olmayacağını ifade etmiştir.

Asıl İşveren Alt İşveren İlişkisinin Hükümleri

1. İlişkinin hukuka uygun olması

Asıl işveren alt işveren ilişkisinin hukuka uygun olarak kurulmasının sonucu iki tarafın da işçilerin haklarından müteselsil sorumlu olmasıdır. Normalde asıl işveren alt işveren işçisiyle sözleşme akdetmemiştir. Ancak kanun burada işçi lehine bir düzenleme getirerek alt işveren işçisinin asıl işverenin işyerinde çalıştığı süre boyunca işçinin hak ve alacaklarını asıl işverenden talep edebileceğini düzenlemiştir. İşçi işçilik hakkı ve alacakları ile iş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat taleplerini hem asıl işveren hem de alt işvereni davalı göstererek talep edebilecektir. Ancak davalı olarak göstermezse herhangi bir hak veya alacak talep edemeyecektir.

Asıl işveren ile alt işverenin işçiye karşı müteselsil olarak sorumlu olduğunu ifade ettikten sonra kendi aralarındaki rücu ilişkisinin incelenmesi gerekmektedir. Asıl işveren borcun tarafı olmamasına rağmen bu ilişkide kanundan doğan bir yükümlülük altındadır. Alt işveren ile iç ilişkisi belirlenirken; ilk önce tarafların kendi aralarında herhangi bir anlaşma var olup olmadığına bakılır eğer herhangi bir anlaşma yoksa genel hükümler çerçevesinde bir değerlendirme yapılıp aralarındaki sorumluluğun eşit olarak paylaştırılacağı kabul edilmelidir.

2. İlişkinin hukuka aykırı olması halinde

Alt işverenle kurulmak istenen alt işverenlik sözleşmesi, hukuka aykırı bir şekilde akdedilmişse burada tarafların müteselsil sorumluluğuna değil, asıl işverenin doğrudan sorumluluğu dikkate alınması gerekmektedir. Asıl işveren alt işveren ilişkisi bu durumda muvazaalı sayılarak, alt işverenin işçileri başından itibaren asıl işverenin işçisi sayılacaktır. Ancak bu muvazaalı ilişkiden faydalanacak kişi işçi olacaktır. Asıl işveren ile alt işveren arasındaki ticari ilişkiden doğan sorumluluk devam edecektir.

İşçi için geçersiz, alt işveren verilen işe giriş bildirgeleri ile aylık prim ve hizmet belgeleri asıl işveren tarafından verilmiş sayılacaktır. Böylece asıl işveren tarafından sigortasız çalıştırılmış muamelesi görmeyecektir. Ancak işçinin geriye doğru hak kazandığı ek ödemelere ilişkin sigorta ve vergi yükümlülüklerinin asıl işveren tarafından ödenmesi gerektiği kabul edilmelidir. Muvazaalı alt işverenin tespitini konu alan davada asıl işveren ve alt işveren zorunlu dava arkadaşıdır. 

 

Paylaş
Yorumlar
Yorum Yap
© Tüm Hakları Saklıdır 2020 | Coşkun & Yıldırım Hukuk Bürosu